Kaz Dağlarından, sofranıza...
3000 TL üzeri siparişlerinizde kargo ücretsiz!
Annane

Sofranın tanıdık lezzetleri, bugünün özeniyle
Hane Gıda’nın ilk markası olan Annane, Anadolu mutfağının gündelik hayattaki lezzetlerini güvenilir üretim ve özenli sunum anlayışıyla buluşturan gıda markamızdır.
Kaz Dağı’nın eteklerinde doğan Annane’nin dünyasında zeytinyağından tahine, pekmezden tarhanaya, erişteden sirkeye kadar sofranın temel ürünleri yer alıyor. Her ürünü kaynağına, üretim yöntemine, lezzetine ve mutfaktaki gerçek karşılığına göre seçiyoruz.
Geleneksel ama geçmişte kalmayan
Annane için gelenek, geçmişi olduğu gibi tekrarlamak anlamına gelmiyor. İyi olanı koruyor, geliştirilmesi gerekeni bugünün gıda güvenliği ve tasarım anlayışıyla yeniden ele alıyoruz.
Doğallığı tek başına yeterli görmüyor; hammaddenin kaynağını, üretim koşullarını, lezzet dengesini ve kalite sürekliliğini birlikte değerlendiriyoruz. Kendi üretimlerimizin yanında, güvendiğimiz üreticilerden temin ettiğimiz ürünleri de aynı seçicilikle Annane çatısı altında buluşturuyoruz.
Annane sofrasında
Ürün seçkimizde zeytinyağı, sofralık zeytin, tahin, pekmez, tarhana, erişte, kuskus, meyve ve çiçek sirkeleri, nar ekşisi, yöresel bitkiler ve unutulmaya yüz tutan geleneksel lezzetler bulunuyor.
Her ürün önce sofradaki işleviyle anlam kazanıyor. Annane mutfağı karmaşıklaştırmıyor; iyi malzemeyi günlük hayatın doğal bir parçası hâline getiriyor.
Kaynağı bilinen ürünler
Ürünleri yalnızca tat ve görünüş üzerinden değerlendirmiyoruz. Üreticiyi, hammaddenin kaynağını, mevsimini ve üretim koşullarını dikkate alıyor; gerektiğinde analiz ve kalite kontrollerinden yararlanıyoruz.
Her hasadın farklı bir karakter taşıyabileceğini kabul ediyoruz. Amacımız endüstriyel tekdüzelik değil, gerçek ürünün tabiatını koruyan güvenilir bir kalite çizgisi kurmaktır.
Annane özel günler için saklanan ürünlerden önce, her gün sofraya gelen lezzetlerin markasıdır.
Sabah açılan tahin kavanozunda, salataya eklenen zeytinyağında, kış akşamında pişen tarhanada aynı düşünce yaşıyor:
İyi ürün, hayatın uzağında değil; sofranın tam ortasında olmalıdır.







